“…ülkemiz led çöplüğüne dönmüş durumdadır ve bu durumun hem kullanıcıya hem de ülke ekonomisine verdiği zarar tartışmasız çok yüksektir. Dolayısı ile bu ortam, bize bir maliyet avantajı sağlamıyor ancak, sektöre yön verme noktasına getirme ve dünya markası olma konusunda bizi hızla tetikleyen çok önemli bir etken oluyor.” 

İsmet Bey öncelikle sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz? 

Niki Elektronik A.Ş. olarak;

Gerek ülkemizin, gerekse dünyanın büyük sorunu olan enerji ve enerji verimliliği konularında kuvvetli bir AR-GE ve üretim firmasıyız.

Yaklaşık 20 yıllık bilgi birikimi ile, son 5 yıllık “Endüstriyel Aydınlatma Sektörü”nde enerji tasarrufu konusunda yoğun AR-GE ve üretim yapmaktayız.

Marka ve kaliteye verdiğimiz değerle, ürünlerimiz ve çalışmalarımızdaki önceliklerimiz;

·        Kaliteli ve yenilikçi tasarım ile mümkün olduğunca ve maksimum oranda yerli üretim yapmak.

·        Dünya çapında bir marka ve alt markalar oluşturmak (Niki)

·        Kalite’den ödün vermeden, fiyatta dünya devleri ile rekabet edebilecek seviyede geliştirmiş olduğumuz ürünlerimizde, Niki markası ile ‘KALİTE’ ve ‘GÜVEN’i bütünleştirmek.

Ve hedeflerimize ulaşabilmek için olmazsa olmaz gördüğümüz, dünya çapında bir Akredite Laboratuvarı’nı şirket bünyemizde kurmak. Bu amaçla gerekli ölçüm cihazlarımızı da tamamlamak üzereyiz. Kaliteye verdiğimiz önemi daha iyi anlatabilecek birkaç projemiz, çalışma süreleri ve tasarruf oranları;

1.        Garanti Bankası merkez bina taç aydınlatması. 500W halojen armatür karşılığı sadece 72W armatürler ile yapıldı ve 2 yıldır sorunsuz çalışmaktadır. Tasarruf %85

2.        Malatya Belediyesi önü cadde aydınlatması yaklaşık 2.5 yıldır sorunsuz bir şekilde çalışmaktadır.  Tasarruf %64

3.        Malatya Levent Vadisi, güneş panelli aydınlatmamız bir yıldan fazla bir süredir sorunsuz çalışmaktadır. Piyasadaki muadillerine gore %30’a yakın, daha verimlidir. Tüketim sıfır. %100 tasarruf

4.        Dünyada bir ilk, Abdi İpekçi Basketbol Saha aydınlatması, Uluslararsı Federasyon kurallarına göre yapılmış 1.5 yıldır sorunsuz çalışmaktadır. Tasarruf %50

Aydınlatmada, gelişen LED teknolojisinin önemi nedir ve sektörde LED sistemleri ne gibi farklılıklar/avantajlar yaratmıştır. Bu konuda ne düşünmektesiniz?

Teknolojik gelişmeler ile birlikte, dünyada tüm sektörler hızlı bir değişim ve gelişim süreci yaşamaktadır. Aydınlatma sektörü de bu gelişimden nasibini almıştır. Uzun yıllardır bilinen ve ancak dekoratif anlamda kullanılan, led ve led ürünleri artık aydınlatma sektöründe de kullanılabilir hale gelmiştir.

Tabiiki Led teknolojisinin de, diğer alanlarda olduğu gibi sürekli bir gelişim göstererek Led yerine, daha verimli ve daha ucuzlamış olarak, Med, Oled veya bir başka isimle karşımıza çıkmasını bekliyoruz.

Günümüzde Led teknolojisi, beraberinde bir çok avantajı da tüketiciye sunmuştur.

Bu avantajların en önemli iki tanesi, ciddi anlamda enerji tasarrufu sağlaması ve bakım/onarım maliyetlerinin, klasik armatürlere oranla neredeyse hiç yok, denecek seviyede olmasıdır.

Mevcut armatürlerdeki enerji kayıpları, çoğunlukla ısı ve ışığın doğru yönlendirilememesi ile ortaya çıkmaktadır. Bu kayıp %20 lerden %80-90 lara kadar çıkabilmektedir. Örneğin, yaklaşık yüz yıldır kullandığımız akkor flamanlı ürünlerde %80-90 oranlarında bir kayıptan söz edebiliriz. Bunu Led ürünü ile karşılaştıracak olursak, 100 watt’lık akkor flamanlı üründen elde edeceğimiz ışık değerini, sadece 10-15 wattlık bir led ürünü karşılamaktadır.

Led ürünlerin çalışma süreleri boyunca bakım ve onarım maliyetleri yoktur. Bu çalışma süreleri de, kaliteli Led üreticilerinin vermiş olduğu ortalama 50.000 saattir (ortalama kullanım ile 10-15yıl).  Sarf maliyetleri tamamıyla ortadan kalkmaktadır.

Diğer bir avantajı da çevre dostu ürünler olmasıdır. Sodyum Buharlı, floresan gibi gaz deşarjlı armatürler de olduğu gibi sera gazı salınımı yoktur.

Bütün bu avantajlarının yanında dezavantajları da vardır tabiki. Tüm bu bilgiler kullanıcı tarafından maalesef bilinmemekte veya yanlış bilinmektedir ve yatırım maliyeti yüksek sanılmaktadır. Oysa kaba ve küçük bir hesapla, aydınlatmamızda minimum %50 tasarruf yapabiliyoruz diye düşünsek, dönüşümün ne kadar gerekli olduğu sonucuna zaten varacağız. Ve prensipte anlaştıktan sonra da, dönüşümün yatırım maliyetlerine gelecek sıra. İşte pahalı gelen ve yatırımdan vazgeçirebilecek kısım da burası. Bu noktaya gelen, küçük/büyük kurum ve kuruluşlara çağrım da, dönüşüm maliyetlerinin bölümlenmesi olacak. Sadece bakım onarım giderlerimiz içerisinden ve sadece zamanı gelen armatürleri grup olarak veya tek tek dönüşüme alarak, yüksek maliyetlere katlanmadan geçiş yapabiliriz.

Sizler gibi, bu konulara değinen ve geniş kitlelere ulaşan yayınlar, haberler sayesinde dezavantajların ortadan kalkacağını ve Led dönüşüm avantajlarının doğru şekilde ve kısa zamanda anlaşılacağını ve ülkemize oldukça yük getiren enerji maliyetlerimize bir nebze katkı sağlayabileceğimizi düşünüyoruz.

Bildiğiniz üzere bir mekanı homojen olarak aydınlatmak hem göz sağlığı hem de mekanın düzeni ve işlevi olarak çok önemli. AR-GE’nizde bunun için geliştirdiğiniz özel bir çalışmanız var mı?

Bir yeri sağlıklı ve doğru aydınlatmak ile ilgili bir kaç kriter vardır. Bunlar;

Uygulama yapılacak yere, uygulama yapılacak alandaki faaliyet konusuna göre ve var ise uygulama alanının özel durumları göz önüne alınarak aydınlatma yapılması gerekmektedir. Her ortamın kendine uygun bir renk sıcaklığı, olması gereken bir CRI değeri ve ışık aksı vardır. İdeal bir aydınlatma yapmak için bütün bu parametreler doğru planlanmalıdır.

Örneğin hastahanelerde ameliyathane gibi, görüş kalitesinin çok önemli olduğu yerlerde, olması gereken CRI değeri 95’dir.  Fakat cadde ve otobanlarda görüş kalitesinden ziyade, gördüğünüz alanın derinliği önemlidir. Dolayısı ile burada kullanmanız gereken CRI değeri maksimum 60-70 olabilir.

Işığı homojen ve olması gerektiği şekilde dağıtabilmeniz, aydınlatmak istediğiniz alanın dışına taşırmamanız dolayısı ile doğru optik çözümleriniz olmalıdır. İç aydınlatmada gölgeler olmaması için doğru difizör seçimi gereklidir. Dış aydınlatmalarda da gölgeler oluşmaması, ideal aydınlatmayı yapabilmek için doğru lens ya da reflektor kullanılmalıdır. Bu bizim büyük hassasiyet gösterdiğimiz konulardan biridir ve bu nedenle 5 dereceden 180 dereceye kadar kendi optik çözümlerimizi üretiyoruz.

Doğru aydınlatma için önem arzeden diğer bir konu da ışığa rengini veren ışık sıcaklığıdır. İnce işçilik gerektiren ve üretim yapılan bir alanda kullanılan ışık rengi ile evlerimizde oturma alanlarımızda kullanacağımız ışık rengi bir değildir, veya bir otoyol aydınlatması. Yani aydınlatılacak alana göre doğru renk sıcaklığındaki ürün seçimi oldukça önemlidir.

Bütün bu parametreleri oluşturduğunuzda halledilmesi gereken son bir konu daha vardır.

Parlaklık…

Yaptığınız aydınlatma alanında insan faktörü var ise, bu yapılacak olan aydınlatma insan gözüne zarar vermeyecek, rahatsız etmeyecek parlaklıkta olmalıdır, göz almamalıdır. Bu sorunu da kandelayı düşürerek sağlayabilirsiniz.

İşte bütün bu kriterleri doğru saptayıp, doğru analizler yapabilirsek; İnsanları rahatsız etmeyen, çalışma sırasında yormayan, strese sokmayan ve yapılan işin aksamasına kadar gidebilecek sorun yaratmayan, en doğru aydınlatma uygulamasını elde edebilme şansınız vardır.

Biz Niki olarak, uygulamalarımızı butik ve proje bazlı ele alıyor, bu verileri doğru saptayıp, doğru çözümler üreterek gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

İsmet Bey, bizim özellikle dikkat ettiğimiz en önemli husus, imalatta fizik mühendisi bulundurmanızdır. Bu konudaki düşünceleriniz nedir ve neden “aydınlatma üretimi yapan her firmada fizikçi mutlaka olmalıdır” tezini savunmaktasınız?

Yıllardır süregelen bir tartışmadır bu. Mimarlar, mühendisler ve hatta yönetmenler bile aydınlatmanın kendi konuları olduğunu söylerler.

Işığın kaynağı söz konusu olduğunda;

Renk spekleri, fotopik değerler, scotopic değerler, visual effective, parlaklık, optik çözümler, CRI, kelvin, lümen, lux, kandela, termodinamik (tasarım), psiko fizyolojik (ışığın insan üzerindeki etkileri) gibi bir çok terimler ve bilimsel konular devreye girmektedir ve bu konular temelde fizik bilimi alanina girer, bu konulara vakıf olmadan ışığı nasıl üretebilirsiniz!

Dolayısı ile ışığın üretimi yani kaynağı ise ilgi alanımız; bir fizikçi olmadan bu konulara eğilmemiz ne kadar doğru olur…

Doğru alanlarda, doğru ışığı veya her noktada doğru ışığı alabilmek için ışığın kaynağının da doğru olması gerekir. Örneğin tarihi eserlerde, özellikle müzelerde yüksek kelvinli beyaz ışıklar sergilenen nesnenin rengine, dokusuna zarar verir. Bu gibi yerlerde ışığı doğrudan vermek yerine bir yerlerden yansıtmak gerekir. Bu yansıttığımız ışığın da 2700 ile 4000 kelvin renk sıcaklığında olmalısı gerekir. Burada bahse konu olan optik çözüm ve renk sıcaklığı konusu, ikisi de fizikçilerin konusudur.

Işığın sahibinin, kaynak olarak fizikçiler olmasından dolayı led üreticilerinin kesinlikle bir fizik mühendisine ihtiyacları vardır.

Ülkemizde bunca fizik mühendisi öğretmenlik yapmakta veya meslekleri ile ilgili olmayan bir alanda çalışırken, şayet bu konuyu gündeme getirip uygulama alanına sahip olabilirsek, neden fizikçilerin en azından bu konudaki haklarını kendilerine teslim etmiş olmayalım.

Tamamen yerli üretim yapan bir firma olmanız maliyet açısından size ve ülkemize fayda sağladı mı?

Biz %100 yerli değiliz tabiki. Ledi Japonya, Amerika ve Almanya’dan alıyoruz ama Çin’den değil. Oralarda bu konuda gelişmiş hazır bir teknoloji var ve biz de bu teknolojiyi kullanıyoruz. Led ve sürücüler konusunda dışa bağımlıyız ama bu durum sadece montaj yaptığımız anlamına gelmiyor kesinlikle. Kasalarımızın tasarımları bize aittir ve diğer markalardan bizi ayıran ve müşterilerimizin bizi tercih etme sebebi armatür üretiminde kendi teknolojimizi kullanıyor olmamızdır. Bunun dışında başarımızdaki en önemli unsurlardan biri olan optik parçalarımızı kendimiz üretiyor olmamız. Tüm bu faaliyetlerimizi hayata geçirirken taviz vermediğimiz tek konu kalitedir, keza ucuz olarak tercih edilen ve çoğunlukla Çin’den İthal edilen kalitesiz ürünler piyasaya ve bizlere ciddi zararlar vermektedir. Ucuz görülen ürünün orta ve uzun vade maaliyeti, kaliteli ve pahalı gibi görülen ürüne kıyasla, çok daha yüksek maliyetler teşkil etmektedir. Bu anlayışla birçok sektörde olduğu gibi aydınlatma sektöründe de ülkemiz led çöplüğüne dönmüş durumdadır ve bu durumun hem kullanıcıya hem de ülke ekonomisine verdiği zarar tartışmasız çok yüksektir. Dolayısı ile bu ortam, bize bir maliyet avantajı sağlamıyor ancak, sektöre yön verme noktasına getirme ve dünya markası olma konusunda bizi hızla tetikleyen çok önemli bir etken oluyor.

Bunun dışında tabiki yerli bir üretici olmak, ülkemize istihdam sağlamak, gerek teknoloji gerekse enerji alanında dışa bağımlılığı azaltmak gibi önemli kriterler ve avantajlar da sağlamaktadır.

İşimiz AL-SAT değil, AR-GE destekli üretmektir.

Bu fayda tüketiciye yansıyor mu?

LED uygulamaları bilinçsiz kullanılırsa tamamen zararlı olduğu gibi, bilinçli kullanılırsa da çok iyi bir enerji tasarrufu ortaya çıkarmaktadır.

Bilinçsiz kullanım kalitesiz ürünlerle olur. 6 ay veya 1 sene içerisinde, yapılan yatırım boşa gider ve ürünü atmak zorunda kalırsınız.

Kalitesiz ürünü anlamanın en kolay yollarından biri ışık verimidir. Watt başı lümen değeri 100-150 lm arasında olmalıdır. Kalitesiz ürünlerde bu oran 50-100 lm arasındadır.  Tabiki bu değerler ürünün üzerine bakılarak değil, ancak ölçüm yapılarak anlaşılabilir. Bu ölçümler ise güvenilir akredite labratuvarlardan alınacak fotometrik deney raporlarında görülebilir.

Niki Elektronik’in kendi ürettiği özel lens tasarımları olduğunu söylediniz. Neden bu lensleri kendiniz üretiyorsunuz ve bu lensler projelerinizde nasıl bir fayda sağlıyor?

Piyasada standart optik parçalar bulunmaktadır. Ara dereceler malesef yoktur.

Niki olarak, proje bazlı işler yaptığımız için proje özelinde lens çözümleri sunabilmekteyiz. Ele aldığımız projede ideal aydınlatmayı yapabilmek, büyük ölçüde doğru lens çözümü ile olmaktadır. Bu konudaki en büyük avantajımız piyasada bulma şansımız olmayan ara derecelerdeki çözümler dahil bütün optik çözümlerimizin kendi üretimimiz olmasıdır.

Tamamladığınız projeler nelerdir? En çok zorlandığınız projede ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve bu sorun’un üstesinden nasıl geldiniz?

Zorlanmak anlamında değil fakat “Abdi İpekçi Spor Salonu Projesi” bizim için çok özel bir projedir. Hem uygulama alanı olarak, hem de uygulamanın kendi özelindeki uyulması gereken standartlar açısından oldukça mesai harcadık. Philips’in benzer uygulama alanları için ürettiği Abdi İpekçi Spor Salonu’nda da kullanılan çok özel bir ürün var. Bunun karşılığını yapabilmemiz biraz zamanımızı aldı. Sonuç olarak Fiba ve yayıncı kuruluşun istediği standartlara ulaştık. Sanıyoruz ki kendi alanında dünyada bir ilkti bu uygulama. Standart uygulamalarda metal halide karşılığında led ürünlerde %65 ile %75 arasında tasarruf sağlanmaktadır. Bu projede az önce bahsettiğimiz özel koşullardan dolayı %50 tasarruf sağlayarak projeyi başarı ile tamamladık.

Bu proje, bizim uygulama projelerine daha profesyonel bakmamızı sağladı ve artık benzer projeleri kolaylıkla üretebilecek hale geldik. Bu anlamda benzer yeni uygulamalar konusunda çalışmalarımız devam etmektedir. Umuyoruz ki çok yakında ikinci, üçüncü benzer uygulama projelerimizi de hayata geçireceğiz.

Dünyada ilkleri yaptığınızı söylüyorsunuz. Peki sizi ve projelerinizi neden basında göremiyoruz?

Elektronik konusunda 20 yıllık Ar-Ge ve üretim geleneğinden geliyor olsak da, aydınlatma sektöründe genç bir firmayız. Öncelikle önemli işler yapmak istiyoruz ve her geçen gün yeni bir özel projeye imza atıyoruz. Herhangi bir reklam çalışması yapmadan, tamamı müşteri memnuniyetine dayanan bir güven oluşmuş ve piyasada Niki markası tanınır hale gelmiştir.

Şuan için tüm enerjimizi, işimizi en güzel şekilde yaparak daha ileriye taşımak için harcıyoruz.

Zaman içerisinde yaptığımız projeler kendi kendilerine basında yer almaya başlayacaklardır.

İsmet Bey sizinle tanıştığımıza çok memnun olduk. Farklı bir pencereden sektöre bakış açınız da bizleri sevindirdi. Eklemek istediğiniz son bir şey var mı?

Niki elektronik olarak ışığın gerekli olduğu her noktayı aydınlatmayı arzuluyoruz. Bu anlamda teknolojiyi oldukça yakından takip ederek, müşterilerimize en uygun ve en kaliteli ürünleri sunabilmek adına Ar-Ge çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Bir diğer husus ise; derginizi yakından takip ediyorum, profesyoneller tarafından da takip edildiği kanaatimle birlikte yukarıda bahsettiğim bazı hususlarda asıl en büyük görev sizlere düşmektedir.

Sektörümüzün gelişimine yönelik, özellikle sektörün gelişimi ve sorunları hakkında doğru bilgilendirme ve doğru tespitlerle gündem oluşturacak konuların gündeme taşınarak, hep birlikte paylaşılması, üzerinde düşünülmesi ve yorumlanması çalışmalarına da öncülük ederek bir kapı aralayabileceğinizi düşünüyorum. Tarafsız ve ilkeli yayıncılık anlayışınızı takdir ettiğimi ifade eder başarılarınızın devamını dilerim.

Yorumlar

Yorum Mesajınız