müjgan şerefhanoğlu sözen“Yapıların bulundukları bölgelere göre ‘yüzey ışıklılık’larının uluslararası standartlar gözetilerek saptanması önemlidir. Işıklılık görünen bir büyüklüktür. Yüzeylerin yansıtma çarpanları ile üzerine gelen aydınlık düzeyine bağlıdır.”

Geçmişten günümüze taşınmış olan tarihi yapılar kültürel mirasın önemli varlıklarıdır. Genelde koruma altına alınan bu yapılar; tarihi, mimari, sanatsal, sosyal, kültürel gibi  çeşitli yönlerden   geçmişte taşıdıkları değerler yanında kimileri bugün taşıdıkları yeni işlevler nedeniyle de ayrıca değer taşımaktadır. Örneğin, eski bir sarayın bugün otel, müze,  eğitim yapıları vb. olarak kullanılmaları gibi özgün, tarihi kimliği tescilli olan bu tür yapılar bulundukları ülkelerde olduğu gibi, küresel olarakta kültürel mirasın önemli öğeleri arasında yer almaktadır. Luur Müzesi, Topkapı Sarayı, Çırağan Sarayı bu tür örnekler içinde yer almaktadır.

Genel olarak tarihi değer taşıyan yapılar bulundukları kentin kimliğini belirlemede, geçmişini ortaya koymakta etkin rol oynar. Özellikle belirli dönemlerin mimarisini ve sanatsal etkisini yansıtan yapılar, kentlerde simgesel nitelik taşımaları, kent silüetini etkilemeleri durumunda kentlerin tanıtımı ve unutulmaz izler bırakarak belleklerde yer etmesi yönünden önemlidir. Örneğin, Tarihi Yarımada’da bulunan Sultan Ahmet Camii, Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı’nın, İstanbul’un simgesel tarihi siluetini oluşturması gibi.

Tüm Tarihi Yapılar Aydınlatılmalı mıdır?

Kentlerin ırasal özelliklerine göre kimi kentlerde ilgi çekici tarihi yapılar sınırlı sayıda bulunurken, kimilerinde ise Tarihi Yarımada’da olduğu gibi sınırsız denilecek kadar çok olabilir.

Gün ışığı altında tümü görünen bu yapıların tamamının geceye taşınması,  pahalı, fazla enerji gerektiren, çokluğu nedeniyle bir  tür ışık kirliliği yaratan, ayrıca görsel açıdan da seçicilik taşımadığı için pek anlamlı olmayan bir yaklaşım olur. Bir kent ve/ya da bölge için ‘Aydınlatma Master Planı’nın yapılmasının gereği burada aşık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle belirli ölçütler doğrultusunda hangi yapıların aydınlatılmasının, çeşitli yönlerden olumlu olacağına karar verilmesi önemlidir.

Dikkate alınması gereken ölçütler:  Yapıların;

  • Tarihi kimlikleri
  • Mimari özellikleri
  • Sanatsal özellikleri
  • Sosyal-kültürel nitelikleri
  • İşlevleri (eski /yeni)
  • Bulundukları yer, bölge
  • Görünürlükleri
  • Bakış uzaklıkları
  • Kent görünütsüne (siluete) etkileri
  • Simgesel özellikleri
  • Çevre Özellikleri

gibi sıralanabilir. Seçilen yapıların hazırlanan bir senaryo bağlamında aydınlatılması ise çok daha anlamlı olur.

Mimari aydınlatmlar yönünden kenti çekici kılan, gündüzden farklı olarak; çeşitli yönlerden önem taşıyan yapıları (bu tarihi yapılar için de geçerlidir) ön plana çıkartmaktır.

Tek  yapı ölçeğinde dikkat edilmesi gereken etmenler

Yukarda belirtilen ölçütler doğrultusunda aydınlatılmasına karar verilen yapıların tekil olarak ayrıntılı bir biçimde incelenerek, aydınlatmaya veri oluşturacak bilgileri saptamak gerekir. Burada öncelikli olarak yapıların;

  • Konumları (ayrık, bitişik, bağımsız yapı)
  • Mimari özellikleri (stil, boyut, kütle biçimi)
  • Kot farkları (girinti-çıkıntılar, çatı-cephe özellikleri vb.)
  • Cephelerin yansıtma çarpanları (açık-koyu olması)

irdelenerek, özgün mimari özelliklerini ortaya çıkartacak, estetik değerler taşıyan aydınlatma tasarım seçenekleri oluşturulmalıdır. Bu arada tasarlanan aydınlatmalırın elde edilmesinde teknik çözüm yaklaşımları, ışık kaynakları, aydınlatma aygıtları seçimi, bunların konumlandırılmaları, tesisatları, sürdürülebilir olmaları, kullanım, bakım sistemleri gibi pek çok etken birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

Yapıların bulundukları bölgelere göre ‘yüzey ışıklılık’larının uluslararası standartlar gözetilerek saptanması önemlidir. Işıklılık görünen bir büyüklüktür. Yüzeylerin yansıtma çarpanları ile üzerine gelen aydınlık düzeyine bağlıdır.

Işıklık()= Aydınlık Düzeyi (E) x Yansıtma Çarpanı (r) yapıların aydınlatılmasında yalnızca aydınlık düzeylerinden söz edilmesi doğru olmaz çünkü aynı aydınlık altında açık renkli ve/ ya da beyaz yüzeyler çok ışıklı, koyu yüzeyler ise az ışıklı görünür. Bu nedenle çoğu kez açık renk yapılar gereksiz bir biçimde fazla aydınlatılmaktadır. Bu durum enerji kaybı, ışık kirliliği gibi çeşitli olumsuz durumlar yaratmaktadır. Ayrıca, görüş alanı içine giren, öteki aydınlatılmış yapıların görünürlüğü de yetersiz gibi algılanmaktadır. Yapı yüzlerinin tek düze, derinliksiz kabul edilebilir karşıtlık etkisi olmayan bir biçimde aydınlatılmaları, bir tür ışıkla boyanmış iki boyut etkisi ylarattığı için çekici değildir. Bu nedenle yapı yüzlerinin mimari özellikleri göz önünde tutularak; algılanabilir ışıklılık ayrımları, ya da kimi koşullarda ise renk ayrımları veya ışık, gölge uygulamaları yapılarak üçüncü boyutun ve detayların ortaya çıkarılması uygun olur. Burada aydınlatılacak yapının bağımsız heykeli olan tek kütle olması durumunda bakış açılarına ve doğrultularına bağlı olarak görünen tüm cephelerin aydınlatılmasına aynı biçimde özem gösterilmelidir. Yapı birkaç kütleden oluşuyorsa; mimari açıdan baskın olanı ön plana çıkarmak için yine ışıklılık ayrımlarından yararlanılabilir. Çevresinde dikkate değer ağaç, bitki, yeşil alan var ise yapıların çevresinin de belirli oranda aydınlatılması görsel olarak daha çekici olur.

Tarihi yapıların aydınlatmalarında yapılara çeşitli yönlerden zarar verecek uygulamalardan kaçınılması gerekir. Yapıların mimari özelliklerine göre yapı işi aydınlatmalarından da yararlanma olanaklıdır. Kent aydınlatmasında olduğu gibi yapı ölçeğinde de bir aydınlatma senaryosu hazırlanmasında yarar vardır. Yaz-kış koşullarına ve belirli özel günlere göre değişen sistemler oluşturularak hem görsel açıdan hem de enerji kullanımı açısından daha etkin durumlar oluşturulabilir. Yapı yüzlerine ışık kaynakları dizilerek yapılan süslemeler, görünürlüğü sağlasa da, bu tür yaklaşımlar aydınlatmadan çok ışıklandırma olarak değerlendirilir.

Tarihi yapılarda kimi zaman, iyi tasarlanmış, dinamik aydınlatmalarla çok daha ilginç görüntüler elde edilmektedir.

Kimi tarihi yapıların özelliklerine ve çevre koşullarına göre ışık-ses gösterileri de özellikle yabancı turistler yüzünden ilgi çeken uygulamalardır.

Tarihi yapıların kimliğinden bağımsız, teknolojinin getirdiği olanaklardan yararlanılarak yapı yüzlerine yapılan görsel etkiler klasik aydınlatmanın dışında, sanatsal etki yaratmak amacıyla yapılan farklı uygulamalardır.

Sonuç/Değerlendirme

Tarihi yapıların aydınlatılması “kent aydınlatmanın mimari aydınlatma” bölümü içinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, İstanbul gibi tarihi yönden ağırlık taşıyan kentler için bu konumun önemi yadsınamaz. Ancak, etkili ve çekici bir kent görüntüsü elde etmek için aydınlatılacak yapıların bir planlama kapsamında özenle seçilmesi, yapıların; tarihi, mimari özellikleri, çevre koşulları göz önünde tutularak, teknik ve estetik yaklaşımlarla aydınlatma çözümlerinin getirilmesi, statik-dinamik aydınlatma ve kullanım sistemlerinin etkin enerji kullanımlı ve sürdürülebilir olmasının gözetilmesi, kültürel miras içinde yer alan bu yapılara aydınlatma ve tesisatı ile ilgili hiçbir biçimde zarar verilmemesi temelde gözönünde tutulması gereken etmenlerdir.

İnsanların olduğu gibi kentlerinde belirli kimlik ve kişiliği vardır. Özellikle tarihi yapılar bu kimlik oluşumunda önemli rol oynar. Bu kimliğin korunmasında aydınlatmalara da özen gösterilmesi gerekir. Bugün teknolojinin getirdiği olanaklardan yararlanarak her türlü yapıya rengarenk ışık uygulamaktan kaçınmak, belirli bir asaleti, zerafeti olan tarihi yapıların aydınlatmalarının da aynı nitelikte olmasını sağlamak, görsellik yanında tarihe saygı yönünden de gözardı edilmemesi gereken bir konudur.

Yorumlar

Yorum Mesajınız