Doç. Dr. Deniz Ayşe Yazıcıoğlu

İstanbul Teknik Üniversitesi

Mimarlık Fakültesi

Doğal ve yapay aydınlatma projeleri bir dini mekanın atmosferini önemli ölçüde etkileyen unsurlar içerisinde ön sıralarda yer alır. Doğru miktarda ışık ve gölge, doğru yerde ve doğru zamanda kullanıldığında mekânsal niteliklerin altını çizer. Aydınlatma biçiminin hem fiziksel hem de psiko-sosyal kullanıcı beklentilerine uygun olması ise mekanın mimari ve iç mimari tasarım başarısına önemli katkılar sağlar. Her aydınlatma projesinde olduğu gibi, yapay ve doğal ışığın etkin kullanımı, kilise ve cami aydınlatmalarında da önemlidir. Bu tür mekanlarda kamaşmaya neden olmayacak, ölçülü ışık dağılımı ana hedef olmalıdır. Bu bağlamda ışık seviyesi cemaatin rahat okumasını sağlayacak, görmeyi kolaylaştıracak ancak gözleri rahatsız etmeyecek şekilde tasarlanır. Dini mekanlara gelme amacını ve sakin bir atmosferi destekleyen aydınlatma tasarımları, aynı zamanda söz konusu mekanlarda doğrudan dikkat çekmesi gereken alanlar ve birliktelik duygusunu hissettiren detayları vurgulayarak onları açığa çıkarır.

Günışığı her zaman olduğu gibi dini mekanların tasarımında da anahtar etki niteliğindedir. Tavan ya da duvar pencerelerinin sayısı, büyüklüğü, konumları ve kullanılan camların niteliği, yapay aydınlatma desteğinin miktarını belirleyen önemli unsurlardır. Gizli pencereler de dahil, kimi zaman kilise ve camilerin mimarisinde kullanılan sıra dışı günışığı kaynakları, mekanın doğal ışıktan yararlanma ve yapay ışığa duyduğu ihtiyacın, miktar bakımından seyrini değiştirir. Oturma düzeni nasıl olursa olsun, dini mekanlarda giriş ya da koridorun aydınlatması önemlidir, çünkü yol gösterir. Sunak bir kilisenin odak noktası olduğu için, ışık seviyesi bu alanın oturma bölümünden engelsiz görülebilmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır. Cami ve kiliselerde minber ve kürsü aydınlatmaları ise gölgeler en aza indirgenecek şekilde sağlanmalıdır. Pencereler, tavan kirişleri gibi mimari elemanların aydınlatılmaları yapının projesindeki önceliklere göre biçimlenir. Varsa balkonlar için tavana monte armatürlerin yönleri bu alanlara çevrilir. Işık kullanımı çok farklı duygulara yol açabilir; nasıl karanlığın içinde gökyüzündeki yıldızlar ışıklarıyla büyülüyorlarsa, dini mekanların mistik yönlerini ortaya çıkaran aydınlatma tasarımları da bu ruhani alanlarda ışığın etkileyici bir araç olarak kullanılmasını sağlayabilir.

3619017815_7ebe1c9559_b

SHEIKH ZAYED BIN SULTAN AL NAHYAN MOSQUE

Abu Dabi’de Grand Mosque, Ulu Cami olarak da anılan Şey Zayed Bi Sultan Al Nahyan Cami, olağanüstü ışığı ile tanımlanan ve aydınlatma tasarımı sebebiyle sembolik önem kazanmış olan bir cami. Birleşik Arap Emirlikleri için büyük değer taşıyan bu dini mekanın büyüleyici ışıkları, İngiliz aydınlatma tasarım şirketi Speirs & Major Associates’e emanet edilmiş;  şirket de coğrafyanın derin kültürel ve dini duyarlılığını ortaya koyan vizyonu koruyarak, caminin içi ve dışı için gerçekleştirdiği özel bir tasarımla bu güvenin hakkını vermiş. Ulu Cami, hava karardıktan sonra ışıklarıyla olağanüstü bir dini simgeye dönüşüyor. Ay döngüsüne göre, maviden beyaza, yedi ayrı renk değişimi ince ince planlanarak gerçekleştirilen bina, aynı zamanda dış profil projektörleri kullanılarak dışarıdan da aydınlatılıyor. Ay döngüsü ilerledikçe binanın görünümü de değişiyor; ay hilalken mavi olan caminin rengi, dolunaya ulaştığında bembeyaz ışıklarla adeta yıkanıyor.

 Beyazlığıyla göz kamaştıran Şeyh Zayed Cami, uzaktan bakınca Abu Dabi Emirliği’nin merkezini oluşturan Basra Körfezi’ndeki adanın doğu ucunda bir serap gibi görünüyor. Aydınlatma tasarımcılarının, ziyaretçilerin gereksinimleri doğrultusunda seçtiği aydınlatma araçlarının yardımıyla geliştirilen proje, mümkün olduğunca göze çarpmayan şekilde kullanılan gizli ışık kaynakları ve özel odak noktaları için dikey aydınlatmalarla tamamlanmış. Yüzlerce armatür ve projektör, duvar girintileri, ızgara arkaları ve tavan kenarları boyunca döşeli oluklarda gizleniyor. İçeride altın mihrap niş, bir fiber optik sistem tarafından arkadan aydınlatılıyor. Merkezi kubbenin etrafındaki aydınlatma ise büyülü bir etki yaratıyor. Ortadaki dev avize ile sayısı binin üzerindeki merdiven ışıkları da dahil olmak üzere, her yerde ekonomik ve uzun ömürlü ampuller kullanılmış. Kubbeler ve cephelerin kenarları özel ışıkla donatılarak, dış aydınlatmaya önemli ölçüde özen gösterilmiş. Bu büyük ölçekli aydınlatma projesi, yaratıcı olduğu kadar, hassasiyeti ön planda tutan, karakterli bir yaklaşım sergiliyor; her şeyden önce cami etrafına ışık yayıyor. Ortadoğu’nun en iyi aydınlatma projesi seçilerek “Ortadoğu Aydınlatma Tasarımı Ödülü 2008” ödülünü alan cami, LED teknolojisi ile donatılmış başarılı bir örnek.

x

IŞIK CAMİ RAY

Tasarımını ZEST Mimarlık’ın gerçekleştirdiği Işık Cami, modern mimari öğeleriyle, kadınların ve erkeklerin birlikte ibadet edebileceği şekilde tasarlanmış. Bina, cinsiyetler arasında metafizik bir ayrım oluşturmak için şerit halinde, akarsu gibi görünen camdan bir ışıkla ikiye ayrılıyor. Kubbe benzeri bir geometriye sahip olan caminin, karakteristik aydınlatma etkisi geceleri uygulanan yapay aydınlatma ile elde ediliyor. Tüm bina enerji kullanımını en aza indirmek için tasarlanmış. Cam şerit ile enine havalandırma sistemi sağlanırken, kubbe şeklindeki hareketli pencereler ile güneş ışığından maksimum düzeyde yararlanılmış oluyor.

a

 AL AZİZ CAMİ

Al Aziz Cami, hızlı büyümesi nedeniyle dünyanın en modern kentlerinden birine dönüşen Abu Dabi’de bulunuyor. Aydınlatma projesinin mimarı BAE şirketi, dünyada pek çok önde gelen aydınlatma projesinin de sorumluluğunu üstlenmiş;  Al Aziz Cami projesini de, dünyada benzeri olmayan ve etkileyici cephe elemanları kullanılarak gerçekleştirmiş. Gece parlayan ışıklarla her panelde farklı Arap harfleri oluşturulan ve gölgelerle süslenen tasarım, gündüz saatlerinde çarpıcı, doğal taş bir cepheye dönüşüyor. Alman şirketi LUCEM’in geliştirdiği teknoloji ile cephe panellerinin arkasına monte edilen LED ışıkların aktivasyonu sayesinde her gün yeni bir ışık gösterisi başlıyor.

Bütün cephe hat ile yazılmış, Kur’an’da geçen Allah’ın 99 farklı ismi ile donatılmış. Bu isimleri aydınlatmak için betondan özel ışık panelleri üretilmiş. Caminin üzerindeki kaligrafik aydınlatma çalışması Abu Dabi APG firmasından Yasser Fouad ile Alman ALD ve yine LUCEM şirketlerinden Wolfgang von Zoubek ve Marijan Barie tarafından gerçekleştirilmiş. Tasarımcı Yasser Fouad, bir caminin aydınlatma projesinin insanları materyalist, gündelik dünyadan uzaklaştırıp Tanrı’ya yaklaştıran metafizik bir çehresi olması gerektiğine inanıyor. Ayrıca, camiyi ziyaret edenlerin, Allah’ın isimlerini okuyarak, kendisini de duvarın üzerinde verilen mesajın bir parçası gibi hissedeceğini düşünüyor.Caminin yüzey panellerinde kullanılan kumlanmış doğal taşlar, optiği yansıtacak şekilde el oyma yöntemiyle şekillendirilmiş. Gerekli alanlarda bu taşlara bitişik olarak kullanılmak üzere, yerel doğal taş rengine uygun pigmentli beton elemanlar üretilmiş. Cami, bulunduğu Reem Adası çevresindeki binalara uyumlu olacak ve renk ile görünüş itibariyle bir heykel gibi yükselecek şekilde tasarlanmış.

Bu arada cephe elemanları kesinlikle su geçirmiyor; Birleşik Arap Emirlikleri’nin yaz aylarındaki aşırı sıcaklarına dayanabilen büyük beton panellerden oluşuyor. Beton cephenin perdeli havalandırması LUCEM, farklı tipte su geçirmez LED aydınlatma modülleri ile doğrudan ve dolaylı projeksiyon uygulamaları OSRAM tarafından gerçekleştirilmiş. LED modüllerin yeterince uzun ömürlü olmalarına rağmen, kaligrafileri aydınlatmayı sağlayan panellerde herhangi bir modülü değiştirmeye ihtiyaç duyulması halinde kullanılmak üzere özel bir kablo sistemi oluşturulmuş. Ayrıca bu yüksek kalitede aydınlatma tekniğinden faydalanılmasına rağmen elektrik tüketimi geleneksel aydınlatma sistemlerine göre çok daha düşük.

ax

NEVIGES MARIENDOM

Mimar Gottfried Böhm tarafından projelendirilen kilise binası, 1960 yılı civarında kilise Fransisken Manastırı’nın ortasında yeni bir kilise olarak inşa edilmiş. Kilise yapımı için açılan yarışmayı Mimar Böhm kazanmış ve dini mimariye farklı bir yol açmış. Kilise büyük bir avlu, bir çan kulesi, pansiyon odaları, yürüyüş alanları, merdivenler ve yarım daire koylarından oluşan bir mimariye sahip. Gün ışığını pencereleri ve avlusuyla yapıya kazandıran kilise, bir dönemin hafızasını yansıtıyor.

v

BRUDER KLAUS FIELD CHAPEL

Peter Zumthor’un hayatla duygusal bağlantısı olan binalar tasarlamak amacından yola çıkarak projelendirdiği şapel, yerel çiftçiler tarafından inşa edilmiş. 112 ağacın gövdeleri ile yapılan inşaat, beton tabakalar ile desteklenmiş. Kendine özgü şekliyle açık bırakılan çatı, gece yıldızları seyretmeye, gündüz güneş ışığının olduğu gibi içeriye nüfus etmesine yarıyor. Şapelin aynı zamanda havasını temizleyen bu açıklık, dini mimarinin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturuyor. Peter Zumthor, bu proje ile 2009 yılında Pritzker Ödülü’ne layık görülmüş.

b

CAPILLA DEL RETIRO

Undurraga Deves Arquitectos tarafından gerçekleştirilen şapel projesi, Carmelite Manastırı’nın yanında, önceden var olan bir dizi binadan sonra inşa edilmiş; hacılar tarafından ziyaret ediliyor. Binanın yapı malzemesi olan beton, ekonomik olması bakımından tercih edilmiş. Şapelin etrafında yükselen bir veranda, ışığın genişleyen bu alandan içeriye dolması için planlanmış. Bir kutu şeklinde tasarlanan bölümün içi ise alt kısımdan aydınlatılıyor.

chirch-of-light-2

CHURCH OF THE LIGHT

Mimar Tadao Ando tarafından Japonya’nın küçük bir kasabası olan Osaka’da gerçekleştirilen kilise projesi, adını ışıktan alıyor. Tüm projelerinde ışığı önemli bir faktör olarak kullanan mimarın, ışığın farkındalığını arttıran bu projesi, tasarım ve estetiğin de önemli bir buluşması. Basit malzemelerin, kullanılmasıyla mütevazı bir mimari oluşturan kilise, tamamen doğal ışığa maruz bırakılmış. Işık, sabahın erken saatlerinden itibaren duvarların içindeki haç şeklindeki açıklıklardan içeriye dolmaya başlıyor ve batana kadar çeşitli cephelerden binanın içerisinde gerçeküstü bir atmosfer yaratıyor.

CrystalCathedral

THE CHRYSTAL CATHEDRAL

Bir tür dinsel tiyatro olarak projelendirilen katedralin üzerine geliştirilen cam muhafaza Philip Johnson tarafından tasarlanmış. “Gökyüzü ve çevresindeki dünya” olarak tanımlanan dış cephe, tamamen cam panellerden oluşuyor. Çelik kafesle çerçevelenen cam paneller, gün ışığının içeriye dolmasını sağlıyor. Binanın çevresini saran aynalı camlar arasındaki pencereler, mekanik kontrollü pasif havalandırma sistemine izin veriyor. Pencereler kapalıyken sabit bölmelerden ayırt edilemiyor, pürüzsüz bir yüzey cam görüntüsü veriyor.

stringio

VILLEACERON CHAPEL

Sancho-Madridejos Mimarlık Ofisi tarafından gerçekleştirilen Villeaceron Şapel’in aydınlatma projesi, “kutu-kat” şeklinde bir çalışma sonucu geliştirilmiş. Sade bir tasarıma sahip olan şapel, yapay aydınlatma kullanılmaksızın dış-iç mekan ilişkisi göz önüne alınarak projelendirilmiş.  Işık tüm nüansları yakalayarak, doğrudan başrolü alıyor ve güneşin değişen yönlerdeki hareketine göre rengini alarak mekanın içine yayılıyor.

Portada

SAINT JOHN BAPTIST CHAPEL

Alejandro Beautell tarafından projelendirilen Saint John Baptist Şapeli, haftalık yapılan Katolik ibadeti için kullanılıyor ve 40 kişilik kapasiteye sahip. Basit inşaat malzemeleriyle inşa edilen şapel, doğal ışık kaynağı kullanımıyla aydınlatılmış. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u sembolize eden Hıristiyan geleneğine göre, her birini temsil eden üç köşeden oluşan, yani üçgen bir proje olarak inşa edilmiş. Sunak, üçgenin bir köşesine en dar açı ile yerleştirilmiş. Gece ampullerle aydınlatılan şapel, Hıristiyanlığın mütevazı olmaya dayalı öğretisinden yola çıkarak, aşırılığa kaçmayan bir ibadet yeri olarak hizmet veriyor.

USAF Academy Chapel, Colorado Springs

USAFA CADET CHAPEL

Projesi, Walter Netsch of Skidmore, Owings ve Merrill tarafından gerçekleştirilen Şapel, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri Akademisi olarak kullanılan ve bu kurumun görevlileri için eğitim merkezi olarak tasarlanan bir eğitim kompleksi içinde ibadet için hizmet veriyor. İçinde üç ayrı bölüm bulunan şapel, Protestan, Katolik ve Yahudi olmak üzere üç büyük Amerikan inancına göre inşa edilmiş tek bir dini yapı. Anıtsal bir tasarım yaklaşımıyla projelendirilen edilen şapelin, her biri büyük sivri yedi kulesi bulunuyor.  Alüminyum paneller ile kaplı kulelerin aralarındaki boşluklar, şapelin ışığını yansıtan renkli camlar ile doldurulmuş. Şapelin Protestanlar inancı için ayrılmış bölümünde, vitray pencereler ışığı içeri farklı renklerde alıyor.

O-studio-architects-church-of-seed-designboom02

CHURCH OF SEED

Çin’deki yedi ünlü Taocu Dağları’nın biri olan Luofu dağ manzarası içinde yer alan kilise, çevredeki köy insanları için küçük bir ibadet alanı olarak O Studio tarafından tasarlanmış. Sadece Hıristiyan halkın ibadet etmeye gelmesi değil, aynı zamanda bir dinlenme ve toplanma yeri olarak da hizmet veriyor. Yapı, bu mesajını mimarisindeki ışık ve gölgenin yardımıyla bildiriyor. Üç girişi bulunan kilise, güneydoğu cepheli duvardan aldığı sabah güneşini haç şeklindeki açıklığından olduğu gibi içeriye veriyor. Kuzeydeki çatı terası da gün ışığını tamamen içeriye almak üzere tasarlanmış. Ayrıca şeffaf olan kapı ve pencereler de günışığının içeriye dolmasını kolaylaştırıyor.

52a660b1e8e44e00d8000140_interior-remodelling-st-moritz-church-john-pawson_moritzkirche_-hufton_crow_015-922x1000

MORITZ CHURCH YENİLENME PROJESİ

İçi tadilatla yeniden hizmete açılan Moritz Kilisesi’nin bu çalışmasını mimar John Pawson gerçekleştirmiş.  Kurulduğundan bu yana, savaş yıkımları ve geçirdiği yangınlar nedeniyle mimari öğelerinden büyük kayıplar veren kilise, estetik ve fonksiyonel açıdan bir yenilenmeye ihtiyaç duymuş. Apsisteki pencereleriyle bir ışık odası gibi tasarlanan kilise, günışığını direkt alarak iç mekanın konforlu bir biçimde aydınlatılmasını sağlıyor.

h

NOTRE DAME DU CHENE

Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılan şehirlerini onarmaya çalışırken, bir yandan da kiliselerini korumaya çalışmış. Sonrasında yapılan ibadet mekanları dünyanın değişimine ayak uyduran mimari yapılar olmuş. Modernist mimarinin en iyi örneklerinden birini temsil eden yeni ibadet yerlerinden biri  olan Notre Dame Du Chene isimli kilise, minimalizmin mimari estetiğini vurguluyor. Çoğu 1950-60 yılları arasında inşa edilen kiliselerden biri olarak, malzeme seçimi de o günlerin yaygın kullanımına göre yapılmış; betonarme başta olmak üzere, plastik ve ışığın parlak olarak yayılması için seçilen kristal kendi alanlarındaki ihtiyaçlara cevap veriyor.

Yorumlar

Yorum Mesajınız