Untitled-11

 Marmara İlahiyat Camii, yanlış olarak kullanılan “klasik cami-modern cami” ikilemine bir tepki olarak tasarlanmıştır.

 Altunizade İlahiyat Fakültesi Camii, klâsik mimarlık geleneğimizin, bugünün diliyle bir yorumu olarak tasarlanmıştır. Makro ölçekten mikro ölçeğe kâinatın bütününde yer alan dönme hareketini esas alan proje, parçadaki bütün ve bütündeki parça kavramlarını tabiattaki nautilus formunun fraktal yapısı ve en az 1000 yıllık geleneksel kırlangıç tavan tekniğiyle birleştirerek, cami mimarlığında geleneğin soyutlanması, üslûplaştırılması ve yorumlanması açısından yeni bir ufuk arayışını ortaya koymuştur. Marmara İlahiyat Camii, yanlış olarak kullanılan “klasik cami-modern cami” ikilemine bir tepki olarak tasarlanmıştır. Klasik, eskimeyen yenidir, mimari, ya klasik olur veya klasiğin ruh ve mana köküne bağlı, yorumlanmış uslûblaşmış, sadeleşmiş bir tarzda olur. Bu tarzda yapılan bir camiye hiçbir zaman modern cami denemez. Modern cami olmaz, Mimarisi iyi veya kötü cami olur. Çünkü Modernite günümüzdeki anlamı ve haliyle materyalist batı medeniyetinin eşyaya bakışının, âlem idrakinin, eşyaya çarpık ontolojik ve entelektüel yaklaşımının adıdır, daha doğrusu yeni dünya düzeninin adı konmamış yeni dinidir. Bu dinin vatanı dünya, ilahi para ahlak ve adalet anlayışı kanunların müsaade ettiği doğrular, sermayesi insandır, dolayısıyla harcanan insanlıktır. Herkesin “Modernitesi” taklit değil kendi değerlerinden hareketle, “kendine göre” olmalıdır. Klasik Osmanlı mimarisinde ifadesini bulmuş olan sadeleştirilmiş sanat dediğimiz anlayış, nasıl bir değerler manzumesine sahip olduğumuzun en büyük delilidir. Klasik, sivil ve dini mimarimizin mimari unsurlarını doğru yorum ve anlayışlarla üslûplaştırıp, stilize edebilirsek, şahsiyetimizi, köklülük ve yerliliğimizi kaybetmeden yeni bir telifle sadeleştirilmiş sanatın en güzel örneklerini verebiliriz. Bu husus klasiği ve köklülüğü kaybetmeden 1400 yıllık miras ve muktesebatla bugünün şartlarında yeniden üretebilme ve yeni bir yüz ortaya koyma keyfiyetidir. Çünkü mimariden minyatüre ve ebrudan tezyinata, hat sanatına kadar uzanan klasik sanatların özünde, üsluplaştırmanın stilizasyonun diyalektik dinamiği mevcuttur. Sadece ana yapıda değil, bütün mimari ve inşaî unsurlarda bu husus gözetilmiştir.

Untitled-6

Untitled-7

Altunizade Marmara İlahiyat Fakültesi Camii’nde, geleneğimizdeki bu diyalektik dinamik, günümüz malzemesi kullanılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Öncelikle yolun altındaki kotlarda bulunan ciddi büyüklükteki kültür merkezi üstünde, camiyle kıble istikametinde aksiyel irtibatı olan, yoğun trafikten yalıtılmış meydan hüviyetinde geniş bir alan düşünüldü. Camide kullanılan kırlangıç tavan tekniği, Orta Asya’daki Pamir Yaylası’ndan, Erzurum, Sivas, Kırşehir başta olmak üzere Orta Anadolu’ya kadar süreklilik arz eden kadim bir yapı tekniğidir. İslâm’ın özündeki “vahdette kesret, kesrette vahdet” yani birlikte çokluk, çoklukta birlik mefhumunu en iyi simgeleyen bu teknik, ahşap parçaların üst üste bindirilmesiyle oluşan bir tavan sistemidir. Marmara İlahiyat Camii projesi bu sistemin yanında Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde çokça kullanılan Türk üçgenlerinden esinlenilerek tasarlanmıştır. Cami cidarı külliyen kâinatın remzidir. Kubbedeki girift 3 adet cam helezon, tevhid idrakinin üç mertebesi olan “efal, sıfat ve zâta” atıftır. Ariflerin tarifiyle “Allah ef’aliyle zâhir, esma ve sıfatıyla mâlum ve muhit, zatıyla mütecellidir”. Eşya ve varoluşa ait bu estetik telakki, Hak ve hakikatin eşyada nasıl tecelli ettiğinden hareketle, Allah’ın kâinat kitabındaki her bir ayetinin ve tecellisinin, cemâl, celâl ve kemâl şeklinde üç boyutlu olduğunun ifadesidir. Bu sebeple Esma-ı Hüsna kuşak yazısı olarak bütün bina cidârını kuşatır.

Untitled-8

Geleneksel cami mimarimizin temelindeki merkezî mekân kurgusunu ve mekânda vahdet fikrini devam ettiren bu proje, modern değil; her unsuruyla klasik yapı mirasımızın bir yorumudur. Işık ve gölgenin mekâna tesirini gözeten şeffaflıkla, iç-dış birliğini sağlayacak şekilde, klasik mimaride olduğu gibi dışarıdan içerisi, içeriden de dışarısı net bir şekilde okunabilmektedir. Osmanlı mimarisindeki minareler, minare mimarisinin şahikası olup, en güzel ve en mükemmel şeklini yakalamıştır. Biz bunu bu günün diliyle yorumlayarak, minarede “Lafzatullah ve kaleme”, şerefede ise “mim” harfine atıfla,  oryantalizme düşmeden farklı ve yeni bir tarz ortaya koymaya çalıştık. Osmanlı mimarisinin ahenk ve tenasübüyle bugünün malzeme ve teknik imkanları mezcedilerek malzeme-biçim ilişkisine farklı bir yorum ve boyut getirilmiştir. Bu nisbet ve ahengi sağlamak için, bütün ölçülendirmelerde “metrik sistem” değil, en küçük birimi “örümcek teli” olan “arşın” kullanılmıştır. Meselâ onikigenin oturduğu dairenin çapı ve kubbe yüksekliği 45, minare yüksekliği 66 arşındır. 45 eski alfabemizdeki “Adem” kelimesinin, 66 ise “Allah” lafzının ebced değeridir.

IMG_4830 - Kopya

Bu külliye; 300 yıldır yavaş yavaş nüfuz eden batılılaşmayla kendi değerlerinden kopuş ile modernitenin getirdiği köksüz ve ruhsuz yeniliklerden sonra, kendi değerlerimiz ile estetiğimizden kopmadan, evrensel ile yerli ve milli olanın buluşmasıdır. Geleneği içinden okuyarak, doğru yerellik, yerlilik ve sahih millilikten taviz vermeden, aynı zamanda nasıl evrensel de olunabileceğinin arayışı ve bütün bunları gözeterek yeni bir estetik üretebilmenin sancısıdır. Yaptığımız; 250 yıllık batılılaşma gafletinden sonra “evrensel ve küresel normları” sorgulayarak, aslında çelik ahşap ve cam gibi yeni malzemeleri yorumlayarak, yerliliği sahih bir tarzda meczederek, geleneğe doğru bir atıfla köklü medeniyet tecrübemize doğru bir halka eklemektir. Marmara İlahiyat Camii önündeki meydanı ve altındaki kültür merkeziyle beraber yaklaşık 30.000 m2‘lik inşaat alanına sahiptir. Kültür merkezi bütünüyle bünyesinde; dershaneler, konferans salonu, sergi alanları, kitap kafe ve sinevizyon odalarını ihtiva eden sosyal hayata ait bir çekim merkezi olarak düşünülmüştür. Cami 4500 kişilik cemaat kapasitesine sahip olup, kubbe çapı ve kubbe yüksekliği 35 metre, minare yüksekliği ise 58 metredir.

Kendi kaynaklarının ne olduğunu bilmeden, böyle bir mimari arayıştaki cehd ve gayreti, “modern mimari” diye yaftalamak batı karşısındaki ezikliğin ve kendi kadim değerlerinden habersizliğin itirafıdır. Bir medeniyetin kültür kodları kendi ıstılahları ve kavramları ile değil, başkalarının kabul ve tarifleri ile ifade edilirse o medeniyetin varlığı da, sanat telakkisi de tarifsiz demektir. Kelimeler, kavramlar ıstılah ve tabirlerin doğru ve yerli yerinde kullanılması fevkalade önemlidir. Hayat ve hâdisâta kelimelerin ve kavramların pancurundan bakılır. Böyle bakılmadığı takdirde her türlü değerlendirme sakattır, illetlidir. Sahih İslamî telakkîde “sanat yapılmaz, insanın zaman ve mekanla şekillenen hayatı içinde yaşanır”.

Untitled-9

Untitled-10

Yorumlar

Yorum Mesajınız