çelik-erengezgin

Bu mekânlarının aydınlatılması, çok ama çok önemlidir.. Hangisi değil ki diyeceksiniz belki ama, bence; yaşam mücadelemizin fikir kaynağı, her türlü mesleki ve idari serüvenin verimlilik arenasıdır o yerler.. Devlet daireleri de, belediye hizmet binaları da, bal gibi ofistir aslında.. Yani bu alan çok geniştir.. Aynı zamanda hepsi, birçok dostluk ilişkisine, şaka ile karışık “yardım ve yataklık eden”, hatta bazen hayat arkadaşlığına kadar giden uzun beraberliklere vesile olan yapısal alanlardır. Yani her anlamda, çok önemli bir “buluşma noktasıdır” ofisler !..

Peki bizler mimar olarak, sizler mühendislik, işletmeciler verimlilik açısından, hatta patronlar ve idareciler prestij kaygısı dışında, ne kadar önem vermekteyiz o mekânlara ?.. Yeterince mi, iç güveysinden hallice mi ?.. Sığmayınca değiştirilen ya da yıkılıp yenisi yapılan yerler olmaktan öteye taşınmayı, tüm sorunları ve işlevselliğin gerekleri ile masaya yatırılmayı çoktan hak eden mekânlardır bence ofis binaları.. Ünlü inşaat firmalarının insafına veya sosyetenin gülleri mimar kardeşlerimizin biçim kaygılarına kurban edilen örnekler çoğaldıkça, içim sızlamakta.. Hele hele araya, dünyaca ünlü ve marifetli sanılan bazı yabancı firmalar da, “keramet yumurtlayacakları sanılıp” katılmıyor mu, büsbütün hayıflanıyorum inanın !.. Her zaman itiraf ettiğim gibi, benimkisi de “şaka ile karışık kıskançlık” işte !..

GELELİM AYDINLATMAYA..

Biz şimdilik konumuzda kalalım, yani o binaların aydınlatmasına bakalım !.. Dizersin floresanları mecburiyet sanılan asma tavana, Allah ne verdi ise pencereden gelen ışığı da katarsın kervana, olur biter.. Azıcık da dış cephelere ışık badanası, tamam.. Hani derler ya, nasıl olsa “kervan yolda düzülür !..” Şikâyetler çoğaldıkça, ampullerin şiddeti ve yerleri değiştirilir. Karanlık koridorlara ilave edilir… LED de moda oldu ya artık, olmadı hepsi LED’e döner, böylece; altın, gümüş, “yeşilimsi” bir madalya da alınır ve cennete ulaştık sanılır.. Bu kadar basit mi ?.. Elbette değil !..

Bir ofis, çalışanı açısından, göz kaslarının da en uzun çalıştığı alandır.. Emekli olana kadar toplam olarak, hatta ömür boyunca göz açısından en uzun ve belki de sancılı dönem o alanda yaşanır.. Acaba koltuk, masa ölçüsü, çalışan sayısı ve varsa dekorasyonun hoşluğu dışında, aydınlatma biçimini ne sıklıkla tartışmaktayız o mekânların ?.. Sanırım nadiren.. Ya da, hiç !..  O yüzden, aydınlatma konusuna her zaman; özellikle ve özenle değinen Light World dergimizi kutlamak isterim. Sakın yaranma gayreti sanmayın bu sözü.. Tamamen amatör katkım boyunca oluşan kanaatimdir yalnızca..

IŞIK HAYATTIR..

Işık; hayat belirtisidir, hayatla ilk tanışmamızdır. Bence; hayatın kendisidir.  Canlılığın ölçeği ve besinidir. Tüm yaşam sürecini izleme aracıdır.. Olayı, basitçe lüx-lümen hesaplarına bırakmamalıdır. Belki de denekler saptayıp, daha verimli, daha mutlu; hangi aydınlık çeşidinin, rengin, yönün ve şiddetinin doğru olduğuna dair; ya stüdyo ölçeğinde ya da birebir büro gerçeğinde izleme süreçleri yaratmalıyız.. Elbette bu yöntem sadece bürolara özgü olmamalıdır. Heveslendirici sonuçlar aldıkça; fabrikalara, okullara ve örneğin AVM’lere bile uzanan bir sürecin çıktıları; yaşamı kolaylaştıracak, verimi mutlaka arttıracaktır.. Bürolar adına bu eylemin, “çalışanların verimliliği adına yapılacağı” işverene anlatılabildiğinde, bence genel kabul görecek ve giderek, akademik bir süreç başlatılabilecektir.. Birebir “insan ve zihinsel başarı” odaklı böyle  bir çalışma sonunda elde edilecek; “sağlık, verim ve mutluluk arttırmak” için yapılacak bir çalışmanın ofislerden başlatılması, bence akıllıca olacak, takdir toplayacak ve hatta yine bence, gönüllü bir finansman sağlayacaktır…

PEKİ HANGİ ENERJİ ?..

Büro binalarının, koskoca cepheleri ve bir o kadar çatıları ile ve elbette daha işin başında, yıllardır anlattığımız “Enerji Mimarlığı” kurallarına uygun projelendirilebilmesi ile, kendisine gerekecek enerjinin en az yarısından vazgeçebilmesi ve kalanın ise, “tamamını” kolayca üretebilmesi mümkündür. Bu yapıların, hiç olmazsa aydınlatma adına bedel ödemeyecek olmaları bir mucize değil, kolayca elde edilecek bir başarı ve aynı zamanda hem ülkemiz hem de insanlık adına bir görev olacaktır.. Camdan saraylar olarak etiketlendirdiğim çoğu büro binasının; bakımı, silinmesi ayrı dert, ısıtılması soğutulması ayrı dert haline gelen bu takıntıları yüzünden, “canım istedi !” mimarlığı dediğim hale gelmeleri üzüntü vericidir.. Tek tesellisi, gündüz vakti iyi aydınlanıyor zannedilmesidir belki.. Ama ancak gündüz var olan güneşten, “özellikle ülkemiz genelinde” engelleyici önlemler almadan, yani perdesiz, yatay ya da düşey kanatsız yararlanmak sağlıklı olmayacağından ötürü de, boşuna bir hevestir maalesef.. Meslektaşlarımıza şöyle bir önerim var; o binalarının her cephesinde bir hafta on gün çalışmayı denesinler, ya da bir mutluluk anketi yaptırsınlar.. En son olarak da, bu adeta makyaj güzeli yaratma  gayretlerinin işletmeye kaça mal olduğunu bir sorup öğrensinler lütfen..

BİR ÇAĞRI !..

Hayat bir bütündür. Maalesef mimarlara genellikle ve sadece; “çeşit bulunsun” diye öğretilen aydınlatma konusu, aslında sadece elektrik aracılığı ile elde edilenin değil, doğal olanın da en akıllıca ve verimli ve de göz sağlığı açısından doğru kullanımını kapsayan, bence farklı bir bilim dalı olmalıdır.. Tek başına, ne elektrik mühendisinin “bilgisi ve görgüsü” ne de; biçimsel müdahaleyi aşamıyorsa, “mimarın katkısı” çözebilir problemi.. Bu bir ekip çalışmasıdır.. Hatta belki de bu ekibe, bir psikolog, hatta hatta, genel süreci tahlil edebilen bir sosyolog bile dahil ve müdahil olmalıdır.. Genel aydınlatma kurallarının, renklerin ve şekillerin, giderek üç boyutlu nesnelerin ışık altında değişen psikolojik etkileri, cisim algılama ve okuma mesafelerinin genel kuralları, elbette bu mekânlarda da geçerli olacaktır.. Sadece farklı olarak bu kez amaç; büro özelinde “mevcut kabukları kırmak” ve devlet dairesi kuruluğunda ya da lunapark kalabalığında değil, çalışma alanı “ciddiyeti ama rahatlığında” bir atmosferin koşullarını araştırmak ve hayata geçirmek olacaktır..

Sevgili akademisyenlere de, bu çalışmanın sonuçlarından birinci derecede yararlanacak olan sayın işverenlere de önemle duyurulur !..

Y.Mimar

Çelik Erengezgin

www.erengezgin.net

Yorumlar

Yorum Mesajınız